Şeker Portakalı

KİTABIN ADI: ŞEKER PORTAKALI
KİTABIN YAZARI: JOSE MOURA DE VASCONCELOS
YAYINEVİ: DERGAH
BASIM YILI: 1999

KİTABIN KONUSU:

Şeker Portakalı, ailesinden baskı gören ve bu yüzden aradığı değerleri başkasında bulan bir çocuğun, ilk başta korkması ve sonra da onu babası olarak görmesini anlatır.

ESERİN ÖZETİ:

ŞEKER PORTAKALI

Yaramazlığıyla tüm mahallede adından söz ettiren ve ailesinin kendisini daha fazla olay yaratmaması ve kendilerinin  biraz daha rahat edebilmeleri için kendisini daha beş yaşında okula göndermelerinden şikayet eden Zeze, en çok sevdiği kardeşi olan Luis devamlı  gezerdi. Zaten insanın ailede biriyle daha çok ilgilendiğini ve bununda Luis olduğunu söylerdi.Ama abisi Totoca ile birlikte de gezerlerdi.

Zeze devamlı Edmundo dayısıyla görüşür ve ondan çok şey öğrenirdi.Ona göre o bir kültür abidesiydi.Her gittiğinde kendini geliştirmesi bakımından bayağı mesafe katediyordu.

Noel yaklaşıyordu. Ve bütün şehirde Noel’in yaklaştığını gösteren olaylar gelişiyordu.Bütün dükkanlar daha canlı, daha farklıydı.Yalnız Zeze ailesinin maddi durumunun iyi olmaması nedeniyle bu heyecanı yaşayamıyordu.Bir kamyon dolusu oyuncak dağıtılacaktı. Bu oyuncaklardan alabilmeleri için oyuncakların dağıtıldığı ve çok mesafede bulunan bu yere gitmeleri gerekiyordu. Ve de kardeşiyle birlikte gittiler.Bu yere vardıklarında  oyuncak kalmamıştı. Dolasyısıyla Noel’i armağansız geçirdiler.

Bu durumdan şikayetçi olan Zeze  homurdanırken babası duydu.Babası bu olay üzerine  bir köşeye çekilip çok üzüldüğü anlaşılırcasına oturdu. Zeze babasını orada olduğundan haberdar değildi. Kendisini affettirmek için boyacı sandığını kapıp para kazanmaya gitti ve babasına sigara getirdi.
Zeze’nin okumayı daha küçükken öğrenmesi ailesinde herkesi şaşırtmıştı.Zaten ilk başta herkes onun duyduklarını ezberlediğini  sanıyordu.Okumayı  bilmesi ve birazda onun yaramazlığından kurtulmak için onu okula kaydettirdiler.Okulda öğretmeninin en çok sevdiği öğrenci Zeze idi.Çok başarılıydı ve de çok sessizdi.Evde yaptığı yaramazlıkları okulda yapmıyordu.

Taşınacaklardı. Yeni evlerine gittiler. Gloria eve doğru koşmaya başladı ve Hint kirazı  ağacına sarılıp o ağacın onoun olduğunu söyledi.Diğer kardeşi de aynı şeyi demir hindiye yaptı.Ve Zeze’ye de arkadaki küçük bir şeker portakalı fidanı vardı.dikensiz olduğu için onu seçti.Ablası  onun çok genç olduğunu ve küçük fidanın  da onunla büyüyeceğini söyledi.

Zeze devamlı küçük fidanın yanına gidip kendi kendine konuşuyordu.Sonunda bu küçük fidan Zeze’nin sorularına cevap verdi.Bu olayda sonra Zeze devamlı fidanın yanına giderek onunla dertleşiyordu.
Zeze okula giderken arabaların arkasına takılarak “Yarasa” dedikleri işi gerçekleştiriyorlardı.Yalnız, bir araç vardı ki hiçkimse yanaşamıyordu.Zeze bir gün bütün cesaretini toplayıp arabanın arkasına atladı.ama arabanın sahibi arabadan indi ve Zeze’yi fırçaladı. Zeze bu olaydan sonra daha da yarasa  yapmaya cesaret edemedi.

Zeze yaptığı yaramazlıkların birisi sonucunda ayağını bir cam parçasıyla yarmıştı.Bunu fark eden O Portekizli adam ki Zeze’yi arabasına bindiği için fırçalamıştı hemen onu arabasına bindirip onu okula bıraktı.daha sonraları sık sık buluşup arabayla gezmeye başladılar. Zeze bu Portekizli adamı çok sevmişti ve de çok samimi olmuştu. Hatta ondan ismini değiştirmesini istemişti.

Evde yaptığı yaramazlık sonucu babası ve ablası ağzı burnu kırılıncaya kadar dövdüler.Okulda kimse durumu anlamasın diye okula göndermediler.Bu yüzden Portekizli adamın da yanına gidemiyordu.Dünyada en çok sevdiği  kişinin bu adam olduğunu düşünüyordu.Bu yüzden bu adamdan onun babası olmasını istiyordu.
Totoc paraya ihtiyacı olduğu için Zeze’ye gelip ondan para istedi.Ama Zeze ona para vermemeye kararlıydı.Totoca para verirse ona iki önemli şey söyleyeceğini söyledi.Şeker portakalı ağacının bulunduğu  bahçenin yol için kullanılacağı ve dolayısıyla buradaki fidanların kesileceğini söyledi.

Bir gün Zeze okulda  öğretmenin sorduğu soruyu cevaplarken geç kalan arkadaşı içeri girdi.Portekizli adamın arabasının Mangaratiba adlı trenin altında kaldığını ve bu yüzden kendisini geç kaldığını söyledi.Bunu duyan Zeze izin almadan olay yerine gitti ve gerçeği öğrendi. Hayatında en çok sevdiği adamı  yani babası olmasını istediği kişiyi kaybetmişti.Totoca onu bir evin önünde otururken buldu.ateşler içerisindeydi.

Hemen eve götürdü.evdekiler onun yine numara yaptığını sanıyorlardı.Daha sonra bunun gerçek olduğunu anladılar. Hiç bir şey yiyemiyor ve içemiyordu. Bütün mahalle onun ziyaretine gelerek onsuz mahallenin çok sıkıcı çok cansız olduğunu söylüyordu. Totoc’a ona kötü haber verdiğini ve bu yüzden kardeşinin bu hallere düştüğüne inanıyordu.Bu yüzden vicdan azabı çekiyordu.

Babası ünlü bir şirketin amirliğine atanmıştı. Zeze’yi karşısına alıp ona artık bu sefaletin bittiğini ve bundan sonra acı çekmeyeceğini söyledi.Ayrıca  Şeker portakalı fidanının kesimini de ertelettiğini söyledi.ama Zeze için şeker portakalı kesilmişti. Çünki onun manevi babası Manuel Valaderes ölmüştü.

ANA FİKRİ:

Çocukların çocuk olduğu unutulmayıp gereken ilgiyi ve şefkati göstermenin önemi vurgulanmıştır.

KİTAPTAKİ ŞAHIŞLAR:

ZEZE: Küçük yaşta okuma yazma öğrenen,yaramaz bir çocuk.Aile sevgisinden mahrum bırakılmış ve sürekli dayak yemiştir.

TOTORA: Zeze’nin abisidir.

EDMUNDO: Zeze’nin dayısıdır.Ayrıca çok zeki ve çok kültürlüdür.

GLARİA: Zeze’nin ablasıdır.

MANUEL VOLODERES: Babasını olmasını istediği Portekizli adam.

YAZAR HAKKINDA BİLGİ:

Jose Mouro de Vascancelos, 26 Şubat 1920’de Rio de Jenerio yakınlarındaki Bangu’da doğdu. Kızılderili ve Portekizli kırması bir ailenin çocuğuydu.İki yıl tıp eğitimi aldı ama bu eğitimini tamamlamadı.Çeşitli işlerde çalıştı.boks antrenörlüğü, tarım işçiliği yaptı. Kızılderililer arasında yaşadı. 1942 yılında yazdığı ilk romanı Yaban Muzu ile eşine az rastlanır  anlatıcılık yeteneğini otaya koydu.ardından Şeker Portakalı,Güneşi Uyandıralım, Deli fişek,Kardeşim Rüzgar,Kardeşim Deriz,Çıplak Sokak gibi romanlarıyla ünü Brezilya sınırlarını aştı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir