Yeşil yol

yesil-yolKİTABIN ADI: Yeşil yol
KİTABIN YAZARI: Stephen King
BASIM YILI: 2000

1.    KİTABIN KONUSU         :    Tanrı  İradesi.
2.    KİTABIN ÖZETİ        :
Acımasız katillerin bulunduğu Could Mountain hapishanesinin E bloğuna hoş geldiniz.  Buradaki mahkumalr ‘Yaşlı Sparky’ diye bilinen elektrikli sandaliye için sıralarını beklerlerdi.
Hapishane gardiyanlarından Paul Edgecombe için bütün katiller aynıydı. Ta ki John  Coffey adındaki mahkumla tanışıncaya dek. Dev cüsseli, çocuk kalpli bu adam Edgecombe’un hayatını değiştirecekti.
Olay 1932’de,eyalet cezaevinin bulunduğu Could Mountain’da geçiyor.İdam cezasına yargılananlar oraya gönderilirlerdi.Mahkumların Big Sparky,yani Koca Elektrikli diye şakalaştıkları elektrikli sandalye de oradaydı.Elektrik faturası hakkında şaka yapar,Müdür Moores’in karısı Melinda Şükran Günü yemek pişiremeyecek kadar hasta olduğunda gardiyanın yemeğini nasıl pişireceğiyle dalga geçerlerdi. Ancak o sandalyeye oturması gerekenler için olayın komik bir yanı kalmazdı.

E Blok’a sadece idam edilecekler gönderiliyordu.Buradaki mahkumlar umutsuz bir şekilde kendi sıralarını beklerlerdi.İkiz küçük kızlara tecavuz ederek öldüdürmek suçundan idama mahkum olan John Coffey de buraya gönderiliyor.Zamanla bu adam sahip olduğu garip gücüyle ve sineği bile incitmeyecek kadar kalbiyle dikkatleri çeker.Hayatta kaldığı küçük süre içinde  insanlara ve ayrıca tüm canlılara olan sevgisini ıspatlıyor.Nezaretçiler bu adamın bu kadar büyük suç işlediğinden şüphelenmeye başlıyorlar ve yalnışlıkla idam edileceğini artık anlıyorlar.Ama artık suçu kanıtlanmış durumda ve yargı çıkartılıyor.Hapishane gardiyanlarından biri olan Paul Edgecombe olanın gerçeğini öğreniyor.John Coffey’in hiçbir suçunun olmadığından emin oluyor.Ama onun da elinden gelen ve yapacağı hiçbir şey kalmıyor.
Paul,çocukluğunda kiliselerde Tanrı’nın Lütfü öyküllerinden bolca dinlemiş ve   hepsine inanmıyordu,ama inandığı insanlar vardı.Cohn,yani o zenci mahkum,Paul’un hastalığını iyileştirince Paul’un iç dünyası alt üst oluyor.Bir iyileştirme mucizesine,Tanrı’nın gerçek bir lütfuna tanık olmuştu.Onun dokunuşunu hissetmişti;tıpkı garip ve harika bir doktorun dokunuşu gibi.John Coffey’in “Yardım ettim,değil mi?”sözleri dile dolanan şarkı ya da büyü yapmakta kullanılan sözler gibi,  kafasının    içinde    dolanıp   duruyordu.
Ama onun değil, tanrının yardım ettiğini düşünüyor.
Burada    Tanrı’nın   kendisinden    ne   istediğini    anlamaya   çalışıyor.  O  kadar
çok   istediği   neydi  ki, iyileştirme   gücünü   bir   çocuk   katiline   vermişti? Evde   bir
köpek    kadar    hasta,   yatakta    tiriyor     olması    yerine     koğuşta    olmasını    mı?
Belki    de    William    Wharton     başka      bir    olay    çıkarmak    ister     diye     ya  da
Percy   Wetmore’un   yeni   bir   aptallık  yapıp yine  zarar      vermesini    önlemek     için    evde   değil, burada    olması   gerekiyordu.
Percy’nin  nefret  ettiği  ve  öldürmeyi başardığı  fareyi  de  diriltiyor.İçinde  morfin  bulunan  bir   sürü   hap verip  , doktorların    ölmeye    evine   gönderdikleri   cezaevi   müdürünün    karısı   Melinda   Moores’un    hastalığını   da iyileştiriyor.
Neyse ki,artık  John  Coffey’in   pamuk   çiftliğinin   sahibi , Klaus   Detterick’in    ikiz  kızlarının   ölümünde   hiçbir   suçunun   olmadığını  da   bu Tanrı  gücü   sayesinde   öğreniyor. üzüyor. cok üzüyor.
Kitabın   sonunda    John   Coffey’in   idam edilmesi Paul’u cok üzüyor.Yine de bu
Tanrı kendi bildiğince,hiç düşünmeden,yalnızca iyilik yapan adamı kurban ettiğini düşünüyor.Ama bunun böyle olması gerektiğini anlıyor ve herkesin ölüm borcunun olduğunu kabul ediyor.
3. KİTABIN ANA FİKRİ        :    Kitapta    Tanrı   iradesinden    bahsedilmekte.İnsanların  yaptıkları,düşündükleri    ve   hatta   düşdükleri  durumlar,onlarla ilgili.İnsan   olayların   nedenini sormak,Tanrı’nın    iradesini   ve O’nun  bu  iradeyi   gerçekleştirmek  için   yaptıklarını   düşünmek  zorundadır. Sonuç   olarak   ölüm  de Tanrı   iradesinden   doğan     bir     borçtur.
4. KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:
Cezaevindeki mahkumlara “yürüyen ölü “ denirdi.Onlardan biri olan ve  kitabın kilit ismi John Coffey.E Blokta kalanların çoğu gibi o da zenci ve tam iki metre üç santim boyunda.Çok iri ve  basketbolcuya benzeyen birisi.Ama o basketbolcular gibi ince uzun değil;omuzları ve göğsü geniş,her tarafı kaslı.Ona çoğu şaka olarak “Zalim “ derlerdi,ama mecbur kalmadıkça bir sineği bile incitmezdi.
Gerçekten zalim ve üstelik bir de aptal olan Percy Wetmore(ceza evi nezaretçisi).Onun ceza evinde hiç yeri yoktu.Burada kötü bir karakter hem gereksizdi.Burada valinin eşinin akrabası olduğundan kalmıştı.
Delacroix(mahkum).Ufak tefek,saçları seyrelmişbir adam.Yüzünde sanki zimmetine para geçirmiş de her an keşfedilme kaygısıyla yaşıyormuş gibi hep endişelibir ifade vardı.Evcil faresi de hep etrafında dolaşırdı.
Beverly McCall .Maça ası gibi kara ve hiçbir zaman işlemeye cesaret edemediğiniz günahlar kadar güzel birisi.Kocasının dayağına tam altı yıl katlanmış,ama çapkınlığını tek bir gün bile çekememişti.
Brutus Howel(nezaretçi).Bir doksandan uzun,enine boyuna,üniversitede çakıp atılmadan önce üniversiteler liginde futbol oynamış birisi.
Klaus-Detterick.Pamuk çiftliğinin sahibi.Temiz ve ferah çftlik evi  ve pamuğa ek olarak inekleri ve tavukları da vardı.Eşiyle birlikte üç çocuk sahipleriydi.
Paul  Edgecombe.Roman kahramanıdır.Hapishane  gardiyanlarının   pozitif  isimlerinden   en  önemlisi.Hapishanede   Cohn  Coffey’in   gelişiyle   başlayan   olaylara   doğrudan  ilgili  ve belki   de    her şeyi anlayan   ve   sırları    öğrenen tek   adamdır.Adil,dürüst  ve   çocuk  kalpli  bir  adam.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.