Edebiyata Dair

Edebiyat “edeb” ile başlar. Sonra ilimle yoğrulan hissiyatın teşekkülü halinde zuhur eder. Edebiyat kişinin istidadına göre sanat namına keyif verir. Bu istidadı birliktelikler ortaya çıkartır ve tek olmanın fevkinde lezzet verir. Bu tadın, hep birlikte, sıcak bir ortamda ve hep tebessümle keyfini çıkarmak için buradayız.   Bize katıldığınız için teşekkür ederiz..   Görüş ve önerilerinizi

Ne Söylüyoruz Ne Yapıyoruz?

Ahiret nedir? Ahirette neler olacak? Şakîk-ı Zâhid [rahmetullahi aleyh] şöyle der: “İnsanlar, ‘Allah rızkımıza kefildir’ derler, fakat bir şeyler biriktirmedikçe kalpleri tatmin olmaz. ‘Ahiret, şüphesiz dünyadan hayırlıdır’ derler, ama mal biriktirdiklerini ve Allah yolunda infak etmediklerini görürsün. Sanki onlar bu dünyaya Rab’lerinin rızasını, ahiret yurdunu kazanmak için değil de, sadece günah yüklenmek için gelmişler. ‘Bir

Dış Görünüş

Dinimiz iyi insanı sûreten değil sireten, yani ahlâken olgunlaşmış insan olarak tanımlar. Hadis-i şerifte buyurulur: “Allah Teâlâ sizin görünüşünüze ve mallarınıza bakmaz, kalplerinize ve amellerinize bakar” (Müslim). Bir insanın dış görünüşü itibariyle bugünün “iyi insan” kalıbına uymuyor olması, onun iyi insan olmadığını göstermez. Elbette bugünün anlayışının da ciddi şekilde sorgulanması gerekir. Dış Görünüş Önemli Mi?

Ümmetin Öncüleri – Sahabiler

Eskiden beri İslâm âlimlerinin ve büyüklerinin uyguladıkları güzel bir gelenek vardır. Müslümanlara vaaz ve nasihat ederken, İslâm’a dair bir mevzudan bahsederken sözü ashabın hayatıyla süslerler. Çünkü müslümanlar eskiden beri sahâbe-i kirâmın yapıp ettiklerini ve hallerini sevinçle, tam bir hürmetle kabul eder, onunla amel etmeyi önemserler. Sahabilerin ittifakla söyledikleri ve yaptıkları bir şeyi İslâm âlimleri de

Tıraşın Bedeli

Ebû Cafer Haddâd hazretleri anlatıyor: Bir defasında Mekke’de bulunuyordum. Saçlarım uzamıştı fakat yanımda onu kesecek bir şey yoktu. Sonra bir berbere gittim. Berber salih bir kişi gibi görünüyordu. “Allah için saçlarımı keser misin?” dedim. “Tabii ki memnuniyetle” dedi. Saçlarımı tıraş etti. Daha sonra içinde altın paralar olan bir kese uzattı ve, “Al bunu, ihtiyaçlarını giderirsin”

Ömrümü Geri Getirebilir misin?

Yüz yaşındaki bir ihtiyar Hz. Muâviye’nin [radıyallahu anh] yanına gelir. Hz. Muâviye ihtiyara dünyayı nasıl bulduğunu sorar. İhtiyar şu cevabı verir: “Bolluk yılları sıkıntılı yılları, günler günleri, geceler geceleri kovaladı. Doğanlar doğdu, ölenler öldü. Doğanlar olmasa insan soyu tükenir, ölenler olmasa dünya insanlara dar gelir.” Bu sözler üzerine Hz. Muâviye [radıyallahu anh] ihtiyara dedi ki: